Teknolojinin gelişmesi ve yaşam koşullarının değişmesiyle birlikte birçok geleneksel meslek tarihe karışırken, semercilik de unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar arasında yer alıyor. Ancak Antakya’da yaşayan semer ustası Mustafa Gezer, yıllara meydan okuyan emeği ve ustalığıyla bu köklü mesleği yaşatmaya devam ediyor.
Palladium AVM’nin bulunduğu alanda yeniden kurulan Tarihi Uzun Çarşı’daki mütevazı atölyesinde çalışan Mustafa Gezer, semer üretimini halen geleneksel yöntemlerle sürdürüyor. Bir dönem köylerde ve kırsal bölgelerde yük ve binek hayvanlarının vazgeçilmez ekipmanı olan semerler, günümüzde kullanım alanı daralmış olsa da ihtiyaç duyulan önemli araçlar arasında yer almayı sürdürüyor.
Mesleğin ailesinde kuşaktan kuşağa aktarıldığını belirten Gezer, semerciliğin kendisi için yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda korunması gereken bir kültürel miras olduğunu ifade ediyor.
“Bu mesleği babamdan öğrendim. Tam 46 yıldır semer yapıyorum. Dedemden babama, babamdan da bana kalan bir meslek. Eskisi kadar yoğun olmasa da işi bırakmayı hiç düşünmedim. Kendimi bu mesleği sürdürmekle sorumlu hissediyorum. Çünkü ben bırakırsam hayvanları için semere ihtiyaç duyan insanlar mağdur olur. Bugün bu işi aktif olarak yapan neredeyse kimse kalmadı” diyen Gezer, mesleğine duyduğu bağlılığı dile getiriyor.
Antakya’da semercilik mesleğini sürdüren son ustalardan biri olan Mustafa Gezer, el emeği ve göz nuruyla ürettiği semerlerle yalnızca bir zanaatı değil, yüzlerce yıllık kültürel birikimi de geleceğe taşıyor. İlk günkü heyecanını kaybetmeden çalışan Gezer, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin yaşatılması adına önemli bir sorumluluk üstleniyor.
Mesleğini büyük bir özveriyle sürdürdüğünü belirten Mustafa Usta, semerciliğin artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Hayvanları için semer yaptırmaya gelen vatandaşlarımız bana sürekli dua ediyor. ‘Usta, ne olur bu işi bırakma’ diyorlar. Şu anda Antakya’da aktif olarak semer üreten tek kişi benim. Bunun yanında eski semerlerin bakım ve onarımını da yapıyorum. Köylere giderek semer teslim ediyorum. İnsanlarımızın memnuniyetini görmek, özellikle yaşlılarımızın hayır dualarını almak bana büyük mutluluk veriyor.
Semercilik sabır, ustalık ve yoğun emek isteyen bir iş. Ancak verilen emeğin maddi karşılığını almak her zaman mümkün olmuyor. Buna rağmen bu mesleğin tamamen yok olup gitmesine gönlüm razı değil.”
Mesleğin geleceği konusunda endişelerini de paylaşan Mustafa Gezer, en büyük arzusunun yetiştireceği bir çırağa bu sanatı aktarmak olduğunu söyledi. Ancak yıllardır çırak bulmakta zorlandığını belirten usta, “Bu mesleği öğrenmek isteyen gençler çıkmıyor. Oysa semercilik sadece bir iş değil, aynı zamanda kültürümüzün önemli bir parçası. En büyük isteğim, bu mesleği benden sonra da sürdürecek bir çırak yetiştirebilmek” ifadelerini kullandı.
Tarihi Uzun Çarşı’nın dar sokaklarında mesleğini yaşatmaya çalışan Mustafa Gezer, bugün yalnızca semer üretmiyor; geçmişten geleceğe uzanan bir kültür köprüsünü de ayakta tutuyor. Haber Merkezi





